YENİ YAZILAR

ahmet keskinkılıç

durumlar / üç

17. Standart Bir Murat Menteş Romanı Yazmak İçin Gerekenler: a) Karakterler isimleriniz, isim ve/yahut sıfat tamlamalarından ya da ikilemelerden oluşmalıdır. Faraza; Gün Aşırı, Çetin Ceviz, Hanım Hanımcık, Şehvet Afrodizyakyan, Bayrak Tutan, Rüzgar Eken ve Fırtına Biçen (bunlar kanka). Örnekler çoğaltılabilir. b) Cümlelerinizi mutlaka ama mutlaka zıtlıklar üzerine oturtmalı ve bu zıtlıkların yarattığı karmaşanın ekmeğini dibini

17976cc98a77d3cd7ce5ffd6fe8926ac

Sadece Deli! Sadece Şair!: Nietzsche

“Okuyamamak! Çoğu zaman yazamamak! Kimseyle görüşememek! Müzik dinleyememek!”. “Sürekli bir acı, her gün saatlerce süren deniz tutmasına çok yakın bir his, konuşmamı güçleştiren bir yarı felç hali ve oyalanmak için de şiddetli ataklar(son seferinde üç gün üç gece boyunca kusmuş ölüme susamıştım…) Size bunların aralıksızlığını, başımdaki, gözlerimin üstündeki kıvrandıran sürekli acıyı ve bu baştan ayağa

151f50cbfd6ba5aa53f289b2ce58aa13

Bir Varoluş Felsefesi Olarak Delilik: Doğmayacak Çocuk İçin Dua

Edebiyat eserlerinin psikanalitik yorumlarına ilginin artmasıyla delilik, edebiyatta hem bir motif hem de yazarı yazmaya sürükleyen bir itki olarak ele alınmaya başlandı. Daha önceleri toplumda öteki olmanın belirtilerinden biri olarak yadsınan delilik durumu, Camus, Kafka, Dostoyevski gibi yazarların eserleriyle edebiyatta bir söylem buldu; ancak deliliğin bir söyleme kavuşması sadece modern edebiyatta görülen bir durum değildir:

1198069972s4

Bu Şartlar Altında Sevemem Seni

karşıya geçmek için yardım istiyor körün biri bana göre ise koşmak tek marifetim yoksa boşuna acele edip de akıtmıyorum sırtımdaki teri kendim bir yangın yeri değilmişim de sanki benim yine ilk yangında kurtarılacak kıymetli evrak dökümü sen sadece saçlarını ör ve göğümdeki düğüme üfle benden bir şey bekleme ama cebindeki beş parasızlığa rahmet okutan bir

1106

İnsandaki Kötülüğün / Yıkıcılığın Kökenlerine Dâir Bir Roman: Sineklerin Tanrısı

William Golding’in 1954’te yazdığı ve zamanla tüm dünya çapında büyük bir üne kavuşmuş, hattâ filmi de çekilmiş olan Lord of the Flies / Sineklerin Tanrısı adlı romanı, her ne kadar ilk okunmaya başlandığında bir çocuk romanı izlenimi verse de, ilerleyen sayfalarda gelişen olaylarla birlikte bir çocuk romanının aksine tam da bir yetişkin romanına dönüşüyor. Kendisi

Julio Cortazar Portrait Session

Cazdaki Doğaçlama: Julio Cortázar

“Mademki ‘ne zaman?’ sorusunun yanıtı ‘şimdi’ başlayalım.” İlk kez tanışacağın yazarın dünyasına girmenin yolu, kendi dünyanı da yeniden düzenlemekten ve yeni alanlar yaratmaktan geçiyor kuşkusuz. Mutlaka bir okuma köşesi belirlendiğinde; nesneler ve onların yerleri, sessizlik ve istenilen sesler de bu usûlde değişiyor. Her şey bütünlük oluşturduğunda okumanın ve derinleşmenin hazzına ulaşıyor insan. Cortazar’ı da bu

Her Şeyi Bilen Adamın Tek Bilmediği

Koşun beyler bayanlar, İşte sirkimizde yeni gösterileriyle her şeyi anlayan adam var. O ki pek çok dil bilir; Tanımadığı kültür, bilmediği yöre, okumadığı gün yok gibidir. Kulakları kabardı sirkte gezen insanların, Çok şey görmüşlerdi bugüne dek; Konuşan hayvanlardan, bir anda ortadan yok olan sihirbazlara, Musa’nın âsâsını tutar gibi ellerindeki değnekle türlü numaralar yapan hokkabazlara Ama

Yitik Şehrin Radyosu Bölüm 2: Mola

Sıtkı tekrar uyanır. Ama daha kendi adından bile haberi yoktur. Ne kadar zamandır buradayım? Ne kadar oldu kendimi hissetmeyeli? Sahi ben kim oluyorum? Kim olduğumu bile bilmezken düşüncelerimi oluşturan kelimeleri nasıl biliyorum? Çıldırabilirim, çıldırmak ne demek bunu hatırlıyorum en azından. Ne kadar garip ve beyaz. Ben bu kadar saf birisi miydim? Neydim acaba… Gözlerini araladı

gezinti-the-promenade

Menüde Olmayan Sipariş

Behçet Portakal, garson kıza fena halde abayı yakmıştı; aşkından yanıp tutuşuyordu çocukcağız. Öyle ki, ondan sevdiceğini tarif etmesini isteseniz, size bu güzelliği anlatabilmek adına Saba Melikesini resmederdi kuşkusuz. Bir gün, eline düştüğü yaman sevda, ruhunu bunalımlara, ıstıraplara gark ettiğinde, cüretkar bir hamle yapıverdi Behçet. Deli cesaretiyle gitti, oturdu kızın çalıştığı butik kafeye. Hanımefendinin, saf mahcubiyetten

Çizer Ekibi

Ada

  sonra, söylemek istediklerimizi toplayıp, bir görünmez cisim gibi suyun içine gömdük birlikte gülüyorduk biz, ama kan ağlıyordu duyuyorduk toprak parçasının diğer tarafını yerde yatan biri, ekmek isteyen biri, senin peynir verdiğin çocuklar, bizi birbirimize benzeten biri, hepsi biliyordu olanları, biz gülüyorduk şarkılar mırıldanarak gördüğümüz ortak bir rüyayı hatırlıyorduk ama kan ağlıyordu işte toprak parçası

Ada

  sonra, söylemek istediklerimizi toplayıp, bir görünmez cisim gibi suyun içine gömdük birlikte gülüyorduk biz, ama kan ağlıyordu duyuyorduk toprak parçasının diğer tarafını yerde yatan biri, ekmek isteyen biri, senin peynir verdiğin çocuklar, bizi birbirimize benzeten biri, hepsi biliyordu olanları, biz gülüyorduk şarkılar mırıldanarak gördüğümüz ortak bir rüyayı hatırlıyorduk ama kan ağlıyordu işte toprak parçası

yalnızlar

Facebook

 Zaman öldürme biçimleri.

10012559_10152491384728488_137605780_n

Firik Dede

FİRİK DEDE1980 askeri darbe günlerinde; ovacık’ta abisinin gözleri önünde ağaca bağlanıp, işkence yapılarak kulaksız yüzbaşı tarafından diri diri yakılan behzat fırik’in de babasıdır.. o günden beri, oğlunun acısıyla yas tutan frik dede, sakallarını bir daha kesmedi, acısı da gözyaşları da hiç dinmedi ve bir daha hiç konuşmadı..… “ tam da dört dağ içinde terk edilmiş

Yukarı