YENİ YAZILAR

Dili Damağı Kurumuş Sayıklamalar

insan ellisine varınca avuçlarına düşermiş yüreği uzayan akşamlarda keşke tadında yutkunmalar ufkun ötelerini merak etmekten vazgeçip görmeden geçtiklerini şimdi keşfetmek gibi şu ah sözcüğü ne yaman göğüs kafesimize yetmezken gücü sonsuzluğu yutacak denli büyütür dilimizi içim-dışım gri tonlarında ebruli uzak yoldan gelse o hattuşaş gülüşlü eflatun damlamakta ağzında çiçekleri ah desem dal kırılır demesem şarap

fatih görsel

Gerçekliğin Saydam Yüzü

Devlet eliyle öldürülen bütün insanlara… Birkaç ay önce, ünlü iş adamının –üstelik kendi ofisinde- zaman ayarlı giyotinle kesilen başı, ülke gündeminde sıcaklığını koruyordu. Ayrıca iş adamının kasaturayla yontulan sağ işaret parmağından kimse bahsetmiyordu. Haber bülteni anonsları kulağında yankılanırken o, bilinçsizce yatıyordu:  “Ünlü iş adamının katili ya da katilleri henüz bulunamadı. Yetkililer giyotini incelemeye aldıysa da

tolga aydın

Cinayet Gecesi

Ve şimdi cinayet gecesi Seni suça ortak ediyorum Muzipliğe ortak ediyorum Bak şimdi şöyle olacak: Seninle yatağa yatacağız Yorganı kapatacağız Yorganın dışında ayağın Nasıl da serin di mi? Süzdür üzerinde bacağını Sen mutlu bir gece için nefes Al Ben kara gözlü bir insancık için Tutarım Ve zaman çabuk geçer Gülümseme ve sarı çubukla Mide safrası

tolga

Mumlar ve Kelepçe

   Vahip kendi doğum günü pastası için mum aldıktan sonra, ölmek için sürüden uzaklaşan fillerle ilgili konuşan kızı dinliyordu. Mumları erkenden eve götürmesi lazımdı. Karısı kuru pastaları, kalem pil kadar sarmaları, peynirli ballı kanepelerin hepsini elleriyle hazırlamıştı. Pastanın mumlarını da bir zahmet kendisi alsındı. Bütün gün ikizlerin veli toplantısında “saç dipleri kıçına kadar açılmış” kaşar

10744537_10152747326238232_2056920317_n

Distopya’dan Ütopya’ya: Bir Wachowski Güzellemesi

Geçtiğimiz günlerde muhteşem ve huzurlu bir ortamda, Lana(eskiden Larry) Wachowski’nin 2012 yılında İnsan Hakları Kampanyası çerçevesinde aldığı ödülden ötürü yaptığı konuşmayı dinledim. Lana’ya bu ödül, bir trans birey veya dünyaca ünlü bir yönetmen olduğu için değil; açık açık ve korkmadan bir trans birey olduğunu söyleyebildiği için verildi. Ödülün adı zaten Görünürlük Ödülü. Meselemiz trans bireyler

Nakışlı Karanfil

Savaş artığı bu kent, Yıkımlar hep insanlık üstüne. Bir bina bir cadde daha değil de Bir Hayal Bir Ruh Sırasıyla kurşunlanmış hayat.   Kaldırımların hükmü yok, Serçe adımla yürünmez artık üstünde. Hangi gece düşkünü Ilık şarabıyla öldürür, galiz soğuğu. Gitarı eline emanet filintalar, Sınır boylarına dizili. Nakışı karanfil yemenilerin, Vebali artık topraktadır.

10723074_10205444946309597_519808330_n

Ölü Zaman

Uzun bir zaman sonra, ilk defa güzel bir şey için acele ediyordum. Onunla buluşacaktım. Epeydir görüşmüyorduk. Yeni bir şeyler yazmak isteği kadar özlemiştim onu. İçimde bugün yeşeren umudun ve mutluluğun yanında, bir parça da mutsuzluk vardı. Her zaman olan, onsuz kendimi eksik hissettiğim, elim ayağım gibi bir mutsuzluk… Onun dışında her şey, aniden çiselemeye başlayan

karikatur-2

Behiç Ak: Gülümseten Öykülerin Güzel Kalpli Yazarı

Bir çocuk ve iki yetişkinin resmedildiği bir çizim var karşımda. Adı “Geleceğe Borçlanmak”. Yetişkin birer kadın ve erkek, kafasını yukarıya kaldırmış ve yüzlerine adeta haykırırcasına bakan çocuğu dinlemekte. Çocuğun ağzından çıkan hiçbirimizin reddedemeyeceği bir gerçek: “Bana çok şey borçlusunuz!” Yaşantımızın her günü yüz yüze geldiğimiz bu gerçek Behiç Ak’ın Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan karikatür kitabındaki güzelim

Çizer Ekibi

Ada

  sonra, söylemek istediklerimizi toplayıp, bir görünmez cisim gibi suyun içine gömdük birlikte gülüyorduk biz, ama kan ağlıyordu duyuyorduk toprak parçasının diğer tarafını yerde yatan biri, ekmek isteyen biri, senin peynir verdiğin çocuklar, bizi birbirimize benzeten biri, hepsi biliyordu olanları, biz gülüyorduk şarkılar mırıldanarak gördüğümüz ortak bir rüyayı hatırlıyorduk ama kan ağlıyordu işte toprak parçası

Ada

  sonra, söylemek istediklerimizi toplayıp, bir görünmez cisim gibi suyun içine gömdük birlikte gülüyorduk biz, ama kan ağlıyordu duyuyorduk toprak parçasının diğer tarafını yerde yatan biri, ekmek isteyen biri, senin peynir verdiğin çocuklar, bizi birbirimize benzeten biri, hepsi biliyordu olanları, biz gülüyorduk şarkılar mırıldanarak gördüğümüz ortak bir rüyayı hatırlıyorduk ama kan ağlıyordu işte toprak parçası

yalnızlar

Facebook

 Zaman öldürme biçimleri.

10012559_10152491384728488_137605780_n

Firik Dede

FİRİK DEDE1980 askeri darbe günlerinde; ovacık’ta abisinin gözleri önünde ağaca bağlanıp, işkence yapılarak kulaksız yüzbaşı tarafından diri diri yakılan behzat fırik’in de babasıdır.. o günden beri, oğlunun acısıyla yas tutan frik dede, sakallarını bir daha kesmedi, acısı da gözyaşları da hiç dinmedi ve bir daha hiç konuşmadı..… “ tam da dört dağ içinde terk edilmiş

Yukarı