YENİ YAZILAR

bloody_winter_wallpaper_no_artist_name-9902

Kırmızı Ağıt

“-Ölümün bir insanda doğruladığı- İyi ki geldiniz burada bulundunuz her şey öyle uzun, biz soğuğuz ve öyle solgunuz…” (Turgut Uyar) Ölümün sıradanlaştığı, kar beyazının giderek kan kızılı bir renge döndüğü günlerde yazıldı bu satırlar. Ölüm tapınaklarında her gün yeni kurbanlar veriliyor o kutsal ayinlerde. Aslında bütün renklerin içinde kirlenen beyazın da havanın ayazındaki en büyük

Kardan Adam

Çocuk parkında hiç çocuk yoktu. Hava soğuk ve karlıydı, estiriyordu. Ağaçların çıplaklığı beyazlarla örtülmüştü. Salıncaklar kimsesiz, kaydırak buz tutmuştu. Dizlere dek gelen kar, geçip giden kabanların heyecandan yoksun adımlarıyla lekelenmişti. Isınmıyordu dünya, ısıtmıyordu güneş. Yine de, saçaklardan buzlar sarkıtan zorlu hava şartları, ekmek peşinde koşan yığınların kayıtsız gönlünden daha soğuk değildi. Yakalar yukarıda, boyun, omuzlar

Çöküş

* Hissizleşiyordum. Günden güne hissizleşmek, hiçbir şey hissetmemek… Uzun süredir ağlayamıyorum örneğin. Etrafımdaki birçok kişiye en son ne zaman ağladıklarını sordum. Aslında onlar da benden pek farklı sayılmazdı. Nefes nefese kaldıktan sonra yana devrildim, ona da sordum. “En son ne zaman ağladın?” Uzun sure düşündü. “Hatırlayamadım, yakın zaman olmadığı kesin ama…” Kalktım, üstümü giyinip hiçbir

mikayil-mc3bcc59ffiq-ec59fiyle

Bir Azerbaycan Şairi Üzerine Kısa Bir Not ve “Gene O Bağ Olaydı”

  Soğuk günler yaşıyoruz ve bu soğuk günler biz edebiyat hamalları, biz gam deryâsının rotasız kayıkları için çok garip ve azaplı geçiyor. Bursa’nın belki en ışıklı, en vıcık semtinde kendi hâlinde bir kitapçımız var. Ve bu semtin en sakin insanları bizim arkadaşımız. O sebeple az ve çok sessiz insanları tanıyor ve onlarla muhabbetimizi harlıyoruz. Turan

DSC_1534

Neslihan Önderoğlu: “Gerçeklik sizin onu algılamanızdan bağımsız olarak vardır.”

İlk kitabınız “İçeri Girmez Miydiniz?” ile Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazandınız. Verilen edebiyat ödüllerinin bir yazara kazandırdıkları yahut kaybettirdikleri nelerdir sizce, bu konu hakkında  ne düşünüyorsunuz?  Daha önce de çeşitli vesilelerle söyledim bunu, ödül sizi görünür kılar. Bu yadsınamaz bir gerçek. Daha fazla sayıda okur tarafından keşfedilme şansını verir size. Kaybettirdikleri demeyelim de zorluğu da

10988836_10153419940769156_2122559345_o

Ötenin İzi

Sıkı tutun! Bir, iki, üç… Hooop! Mekanik bir sandalyeye oturtuluyorum. Ayaklıklardan kayan ayaklarım, boşlukta salınan bir pandül gibi hissiz bacaklarımdan sarkıyor. “Tamam, oldu galiba Ayşe Hanım.” Ama ayaklarım… “Ayşe Hanım şu örtüyü bana verip gidebilirsiniz, teşekkürler.” Ben de teşekkür ederim, beni, içime boşalan bu pis, yapış yapış minnet duygusuyla yaşatmakta ısrar ettiğiniz için. Ayşe Hanım,

fft1_mf2081

Felsefi Şiir Nedir?

(Fotoğraf: Çerkes Karadağ) “Felsefi şiir, ne felsefi söylemle kurulan bir şiirdir, ne de felsefenin ortaya koyduğu bilgiye dayalı bir şiirdir. Felsefi söylemle ve bu söylemin içerdiği felsefi akıl yürütme sistematiğine göre yazılan bir “şiir” zaten şiir olamaz… Felsefi şiir, şairin “felsefi göz” edinmesini gerektirdiğini dile getiren bir anlayışa sahiptir” Aristoteles “Her şair kendi karakterine uygun

tumblr_moqma6bsFq1rlfjrno1_1280

İdeoloji cangılında bir çocuk: Küçük Prens

2015 – 1944 = 71 Bu küçük ve basit hesap, daha büyük başka hesapların başlamasına sebep oluyor telif hakları söz konusu olduğunda. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Telif Hakları Genel Müdürlüğü şöyle diyor çünkü: Telif Hakkı Kaç Yıl Süreyle Korunur? Koruma süresi, eser sahibi yaşadığı sürece ve ölümünden itibaren 70 yıldır. Eser sahibi tüzel

10966805_10153085705432996_529428754_n

Bir Yol Öyküsü ve Nil’in Tanıklığı 1

Bir yol arayışıyla varıyorum Mısır’a. Bir süre öncesine kadar Tahrir Meydanı’ndaki halk hareketlerinin Müslüman Kardeşler’in iktidarıyla rota değiştiren ülke bir süredir Mursi’nin askeri yönetimce uzaklaştırılmasıyla paranoya, baskı ve korku iklimini yaşıyor sanki. “ Ülke karışık bir hayli.”diyor amcam Kahire Havalimanı’ndan şehre 2 saat uzaklıktaki El Buhayre’ye giderken. Devrimin yıl dönümünde sokaklar bomboş. Ülkede resmi tatil

Çizer Ekibi

Ada

  sonra, söylemek istediklerimizi toplayıp, bir görünmez cisim gibi suyun içine gömdük birlikte gülüyorduk biz, ama kan ağlıyordu duyuyorduk toprak parçasının diğer tarafını yerde yatan biri, ekmek isteyen biri, senin peynir verdiğin çocuklar, bizi birbirimize benzeten biri, hepsi biliyordu olanları, biz gülüyorduk şarkılar mırıldanarak gördüğümüz ortak bir rüyayı hatırlıyorduk ama kan ağlıyordu işte toprak parçası

Ada

  sonra, söylemek istediklerimizi toplayıp, bir görünmez cisim gibi suyun içine gömdük birlikte gülüyorduk biz, ama kan ağlıyordu duyuyorduk toprak parçasının diğer tarafını yerde yatan biri, ekmek isteyen biri, senin peynir verdiğin çocuklar, bizi birbirimize benzeten biri, hepsi biliyordu olanları, biz gülüyorduk şarkılar mırıldanarak gördüğümüz ortak bir rüyayı hatırlıyorduk ama kan ağlıyordu işte toprak parçası

yalnızlar

Facebook

 Zaman öldürme biçimleri.

10012559_10152491384728488_137605780_n

Firik Dede

FİRİK DEDE1980 askeri darbe günlerinde; ovacık’ta abisinin gözleri önünde ağaca bağlanıp, işkence yapılarak kulaksız yüzbaşı tarafından diri diri yakılan behzat fırik’in de babasıdır.. o günden beri, oğlunun acısıyla yas tutan frik dede, sakallarını bir daha kesmedi, acısı da gözyaşları da hiç dinmedi ve bir daha hiç konuşmadı..… “ tam da dört dağ içinde terk edilmiş

Yukarı