YENİ YAZILAR

5b470388c830defd4bad993d17730ace

İmkânsızın Aranışı: Mutluluk Diye Bir Şey Gerçekten Var Mıdır?

Bu kadar mutsuz olmamızın sebebi kuşkusuz mutluluk diye bir şeyin var olduğuna inanmamızdandır. Bunun çok ciddi bir iddia olmasının sebebi ise insanın diyalektik düşünce yapısını sarsmasından ileri gelir. Peki nasıl? Kuşkusuz mutsuzluğun her birimizce ciddi anlamda hissedilmesi ve hissedildiği anda da var olduğunun kişinin kendince su götürmez bir gerçeklik oluşudur. İnsan diyalektik olarak düşünür ve

miraç ağca

Canfedâ’nın Hikâyesi (X. bap)

Önce buraya bakınız: Canfedâ’nın Hikâyesi (I. bap) Önce buraya bakınız: Canfedâ’nın Hikâyesi (II. bap) Önce buraya bakınız: Canfedâ’nın Hikâyesi (III. bap) Önce buraya bakınız: Canfedâ’nın Hikâyesi (IV. bap) Önce buraya bakınız: Canfedâ’nın Hikâyesi (V. bap) Önce buraya bakınız: Canfedâ’nın Hikâyesi (VI. bap) Önce buraya bakınız: Canfedâ’nın Hikâyesi (VII. bap) Önce buraya bakınız: Canfedâ’nın Hikâyesi (VIII.

received_m_mid_1411937244903_d4efa19e4ed46ce370_0

Geç Gelen Telefon

Fotoğraf: Kerem Akbaş ZIRRRRRR… Telefon sesiyle ansızın uyandığında saat sabahın dördünü gösteriyordu. Uyku sersemliğiyle yanı başındaki telefonuna uzansa da çalan telefonun o olmadığını anlaması uzun sürmedi.  Zaten evde yalnız başına yaşıyordu; insan ilişkileri zayıf olduğu için sabahın dördünde birinin aramasını gerektirecek türden durumları yoktu. Omuz silkerek kendini tekrar yatağa bıraktı. ZIRRRRRR… Susmuyordu telefon sesi. Yastığı

Bir Devrim Nerden Başlar?

Çok Tanrılı Sular kitabından sonra ikinci kitabı olan Biraz Konuşmasak‘ın giriş cümlesinde soruyor bu soruyu Kaan Koç ve devam ediyor: “Bir devrim deri koltukları ve geniş yazı masalarının başında gündemi takip edip şık kravatının arkasından ahkam kesen ahmakların gırtlağından başlar. Bir gün bir devrim olacak, bir sanat devrimi. Bir gerçek sanatçı, ülkenin en çok okunan

ahmet keskinkılıç

Ankara’da Üç Yıl

Sonra sen kalkıp düğünlere filan gidersin ben aşka uğramış şiirler yazmaya borçlanırım neşet ertaş, tuborg ve cebeci’de bir gecekondu bir tahtayı boyadım dün amaçsızca, öyle ya acıyla mühürlenmiş eylüllerde yine acıya asker oluşumuz boynumdaki borca kuruyan yağmuru yağ.   Oysa kimse baba olamaz uzakta, öksüz kalmak hariç derisinde sperm yüzdüren bir orospu anlayabilir bunu ölü

received_m_mid_1411225169566_490ed37dcbeb696733_0

Çirkin, Kör ve Fahişe

Çizim: Gizem Malkoç Hınca hınç bir kalabalık düşlemiş, kendilerini onca insanın sıkış tepiş doluştuğu bir belediye otobüsünde buluvermişlerdi. Kör’ün düş gücü öylesine kuvvetliydi ki, arada bu türden fantastik yolculuklara çıkmaları artık pek alışılmış bir durumdu. Üç iyi arkadaştılar. Bir vücudun farklı uzuvlarında ortaya çıkmış hastalıklar gibi yayılmışlar ve bir şekilde aralarında yakınlık kurmuşlardı. Farklılıklarında, kimsenin

fatihkülahçı

Zeytin Ağacının Vasiyeti

Yaz yağmuru yüzünden sırılsıklam olmuştu ve yağmur bütün yaz boyunca gökten inmeye niyetli gibiydi. Koşarak kıyıda bekleyen teknelerden birine yöneldi. Arka kısmı yarı kapalı olan bu tekne, yağmuru biraz olsun engelliyordu. Karanlıkta suya düşmemek için önce çantasını attı tekneye, sonra kendini. Islak çantasını kenara koyup etrafına bakındı ve güç bela, uzun yıllardır orada duran, yaşanamamışlıkların

grimm-cover

“Külkedisi Cinderella” Masalı Bize Aslında Ne Anlatıyor?

Marx’ın çok sevdiğim bir sözü vardır, bu analizi de onun eşliğinde yaptım.  “Görünen, gerçek olsaydı bilime gerek kalmazdı.”  Başlıyorum. Masalları masal yapan şey, masallarda olağanüstü durumların yaşanması, akla mantığa sığmayacak şeylerin gerçekleşmesi değil, aksine, olması gereken şeylerin olmadığı, olağan şeylerin olağanüstüleştiği, hakkın, lütuf olarak sunulduğu bir dünyanın var olmasıdır.Külkedisi de bunun en tipik örneklerinden birisidir. 9. yüzyıl

Peri Gazozu – Ercan Kesal

Eskiden el yazması kitapların içine “ya hafız, ya kebikeç” yazılırmış. Bu duanın, kitabı haşarattan, nemden ya da yangından koruduğuna inanılırmış. Ve yine rivayet olur ki bu yazının mürekkebi böcekler için zehirli olan düğünçiçeği bitkisinin suyundan yapılırmış. Özel bir mürekkeple yazılan bir tür muska yani: “koruyan, esirgeyen kebikeç” anlamında… “…İnsanların birden fazla disiplinle meşgul olması ve

Çizer Ekibi

Ada

  sonra, söylemek istediklerimizi toplayıp, bir görünmez cisim gibi suyun içine gömdük birlikte gülüyorduk biz, ama kan ağlıyordu duyuyorduk toprak parçasının diğer tarafını yerde yatan biri, ekmek isteyen biri, senin peynir verdiğin çocuklar, bizi birbirimize benzeten biri, hepsi biliyordu olanları, biz gülüyorduk şarkılar mırıldanarak gördüğümüz ortak bir rüyayı hatırlıyorduk ama kan ağlıyordu işte toprak parçası

Ada

  sonra, söylemek istediklerimizi toplayıp, bir görünmez cisim gibi suyun içine gömdük birlikte gülüyorduk biz, ama kan ağlıyordu duyuyorduk toprak parçasının diğer tarafını yerde yatan biri, ekmek isteyen biri, senin peynir verdiğin çocuklar, bizi birbirimize benzeten biri, hepsi biliyordu olanları, biz gülüyorduk şarkılar mırıldanarak gördüğümüz ortak bir rüyayı hatırlıyorduk ama kan ağlıyordu işte toprak parçası

yalnızlar

Facebook

 Zaman öldürme biçimleri.

10012559_10152491384728488_137605780_n

Firik Dede

FİRİK DEDE1980 askeri darbe günlerinde; ovacık’ta abisinin gözleri önünde ağaca bağlanıp, işkence yapılarak kulaksız yüzbaşı tarafından diri diri yakılan behzat fırik’in de babasıdır.. o günden beri, oğlunun acısıyla yas tutan frik dede, sakallarını bir daha kesmedi, acısı da gözyaşları da hiç dinmedi ve bir daha hiç konuşmadı..… “ tam da dört dağ içinde terk edilmiş

Yukarı