YENİ YAZILAR

Yalnızlar Mektebi 11. sayı kapak

Yalnızlar Mektebi’nin yeni sayısı çıktı: “Stefan Zweig ve Biyografi”

İki aylık edebiyat/kültür-sanat dergisi Yalnızlar Mektebi’nin “Stefan Zweig ve Biyografi” temalı 11. sayısı raflardaki yerini aldı. Pek çok türde eserler veren, en çok da biyografi alanında yaptığı çalışmalarla “biyografi ustası” olarak anılan Stefan Zweig’ın trajik yaşamöyküsünü Merve Akıncı ele alırken, Cem Evrim Aslan “bir hümanist olarak Stefan Zweig” diyor. Ülkemizde de çok sevilen yazarın pek

ezgi

Maymun Çocuk

Dünya, pencerenin iki kanadı arasında kalan, alçacık, etekleri evin içine sızan hafif yelden ötürü küçük kımıltılarla dalgalanan, boz rengi divana oturmuş, karanlıkta, karı kefen gibi üzerine örtünmüş ölü sokakları izliyordu. Yanı başında yanan birkaç mum ve odanın tam ortasında gürüldeyen sobanın alevi, onu gittikçe büyüyen dev bir canavara dönüştürüp evin çıplak duvarlarına hapsediyordu. Kocaman olmuş

Molhem-Barakat-Camera-Gears (1)

Bir Delilik Hâlinin Fotoğrafı: Barış Çağrı Genç’ten Fotoğraflar

Canlı bombalar, mayınlar, siyah poşet içinde cesetler. Ve tüm bunların ortasında eski bir fotoğraf. Bir anne ve bir bebek. Fotoğraf ve yazı arasındaki ilişki sözün sesle, dilin gözle, kağıdın negatifle ilişkisidir. İçerisinde rekabet değil, karşılıklı minnet barındırdığı için fotoğraf ve yazı birbirlerini sürekli beslemiş, zenginleştirmiştir. Bazen fotoğraftaki bir bakış ya da bir el uzatış görülmeyen

nyy

Kendiliğinden Bir Aforizma (Sorularla Yürümek)

1 Ocak. “Kim ne derse desin en iyisi Gözleri durduramıyoruz İşte o kadar! Üstelik ne de çok şey istiyor onlar Üç aşağı beş yukarı bir uzaklığı istiyor..”                                                            Edip Cansever Gözlerle başladı. Görmekle, bakmakla. Bakmalar gördük. Düne bakmalar, geleceğe bakmalar. O herhangi bir güne bakmalar. Herhangi bir yılın ilk günü. Ayinleşen yıl sonu törenlerimizin ardından

caner

Karlı Bir Havada Geçen Öykü

Dışarıda buz gibi bir hava vardı. Hayatımın en değerli somut varlığı olan aylık akbil yüklü pasom üzerine yemin ederim ki, sigara içmeye çıktığımız vakit, 10 saniye içerisinde hareketlerimiz yavaşlıyor, ellerimizde ve ayaklarımızda uyuşmalar baş gösteriyor, yavaş yavaş tüm vücudumuza doğru yayılıyor, sonra yeni nefes için sigarayı ağzımıza götürdüğümüzde her şey en yeni baştan tekrarlamaya başlıyordu.

vozvrashcheniye-544863l-imagine

Siz Yatmadınız Mı Daha?

Bir yaz ortasıydı. Sıcak asfalttan atmosfere yayılan kristalimsi havaya benzeyen dalga dalga bir yaz. Anıları hatırlatmamak unutmaya eşdeğer değildir elbet. Bazıları narenciye küfü gibi kalıyordu insanın üzerinde ve bekledikçe yayılıyordu bedeninin her bir hücresine. Durdurmanın artık imkânsız olduğunu anlamak güç olmuyordu. Geç oluyordu. İnsanın hayatına bir çakıyla kazınmış gibi iz bırakan kötü anılar her daim

c23a42dea3838ad6c312d862915997b9_1395748627

Didem Madak’ın Nidaları

Çocuk oldu Didem Madak, en çok çocuk oldu ve çocuk öldü. “Ben ölürsem maviş anne, mutsuza kim bakacak” dedi. “Çekildiği her fotoğrafta defolu bir kelebek gibi” çıktı ve yaşamı da kelebekler kadar kısa oldu. Evet, son fotoğrafı olan öldüğü gün kalbinde uçuşan kelebekler kanatlarını kanattılar, uçamaz oldular o gün şiirin topraklarında. Ölmüş annesine seslenmişti “Grapon

10818634_10152840899345912_172537307_n

Tiffany’de Kahvaltı veya Özgür Kadına Tahammül Edemeyen Hollywood

Telaşa mahal yok; erkek egemen kültürün sanata sirayet edişini sinema üzerinden ele alıp sosyoloji eserleri vasıtasıyla bir kaynakça oluşturarak sistem eleştirisi yapacak değilim. Yani, tabi, neden olmasın da… Ohoo kim uğraşacak şimdi?!  Şaka bir yana, sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Tiffany’de Kahvaltı, romantik komedi olarak şahane, uyarlama olarak ise tam anlamıyla rezalet bir film. Filmi izlemeden önce

eyqnv1p0Us

Cibran’ın Peşinde Seyrüsefer

1883 Lübnan doğumlu, ressam, şair, filozof. Bilge. Kutsal metinlerin gizeminden yola çıkan şiirsel bir çığlık. Halil Cibran ve Cibran’ın derin, kuşatan, içten içe sarsan, yıkan dizeleri sözünü ettiğimiz. İnsan, vicdan, adalet, kendini keşfetme çabası metinlerinin olmazsa olmazı olmuş. Sinerek değil; yaşayarak, soluk alarak, insanın öyküsünü bir tin-ten çatışmasıyla anlatmış ozan. Hakikatin arayışı, tanrısal ve insani

Çizer Ekibi

Ada

  sonra, söylemek istediklerimizi toplayıp, bir görünmez cisim gibi suyun içine gömdük birlikte gülüyorduk biz, ama kan ağlıyordu duyuyorduk toprak parçasının diğer tarafını yerde yatan biri, ekmek isteyen biri, senin peynir verdiğin çocuklar, bizi birbirimize benzeten biri, hepsi biliyordu olanları, biz gülüyorduk şarkılar mırıldanarak gördüğümüz ortak bir rüyayı hatırlıyorduk ama kan ağlıyordu işte toprak parçası

Ada

  sonra, söylemek istediklerimizi toplayıp, bir görünmez cisim gibi suyun içine gömdük birlikte gülüyorduk biz, ama kan ağlıyordu duyuyorduk toprak parçasının diğer tarafını yerde yatan biri, ekmek isteyen biri, senin peynir verdiğin çocuklar, bizi birbirimize benzeten biri, hepsi biliyordu olanları, biz gülüyorduk şarkılar mırıldanarak gördüğümüz ortak bir rüyayı hatırlıyorduk ama kan ağlıyordu işte toprak parçası

yalnızlar

Facebook

 Zaman öldürme biçimleri.

10012559_10152491384728488_137605780_n

Firik Dede

FİRİK DEDE1980 askeri darbe günlerinde; ovacık’ta abisinin gözleri önünde ağaca bağlanıp, işkence yapılarak kulaksız yüzbaşı tarafından diri diri yakılan behzat fırik’in de babasıdır.. o günden beri, oğlunun acısıyla yas tutan frik dede, sakallarını bir daha kesmedi, acısı da gözyaşları da hiç dinmedi ve bir daha hiç konuşmadı..… “ tam da dört dağ içinde terk edilmiş

Yukarı