YENİ YAZILAR

Muhtemelen İhtimallerden Öleceğiz

kavuşmak ihtimalli bir dizi cümleler kuruyorum sana dizim muhtemel çocukluk yaralarını hala saklar gibi sayıyor yerinde yok yani burada bir ihtimal yara kadar ağır yaradan da bir ihtimal sevgilim en az yara kadar kahır namümkün şeylerle ellerini tutmak tam bana göre sana varmak ihtimalli biletler aldım cam kenarından bindiğimiz otobüsün ne muavini var mavi gömlekli

jester

Bir Kâbusun Hatırası

Önümde sonsuza uzanan loş koridor, şamdanlardan yayılan ışıkla aydınlanıyordu. Koridorun zeminindeki yüzlerce balık soluksuzluktan can havliyle sağa sola zıplıyordu. Çanlar derin derin çalıyor ve bunaltıcı gürültü giderek artıyordu. Üç metrelik meşe kapı aniden açıldığında kendimi geniş bir salonda buldum. Zarif, kırmızı bir halı, salonu boydan boya geçiyor ve yüksekçe bir platformun üzerine yerleştirilmiş altın bir tahtın

11329661_10153323765702996_11620596_n

Dolunay/Kesişmeler

Küçük adımlarla yürüdü. Avluyu dört döndü bunu yaparken. Gök üstüne çökecekti neredeyse. Bulutlar, kıpkızıl güneş, o bildik akşamı karşılama halleri, avludaki bir iki sardunya koca bir yüktü sanki. Bir bağırıp çağırabilseydi, sesini yükseltmeyi öğrenseydi ya. Evin içinden yükselen yumuşak ses “Telefonun bağırıyor yine.” deyince irkildi. Gök yerli yerindeydi, bulutlar da. Yıldızlar sarmıştı koyulaşan maviyi. Ürküten

Nasıl Bir Edebiyat İstiyoruz?

Aslan Kral’ın ilk filminde babası Mufasa’yı amcasının hâinliği yüzünden kaybeden Simba’nın hikâyesi anlatılır. Simba krallıkta gezinirken birden binlerce hayvanın aslında göç yolu üzerinde olduğunu fark eder. Müthiş bir hızla ilerleyen hayvanlar arasında ölmek üzereyken kral olan babası hayvanların arasına dalar ve yavrusunu kurtarmaya çalışır, pek çok darbe de alır ancak nihâyetinde Simba’yı bir kayalığın üzerine

11295768_1583014248613397_4652808711510570116_n

Mavi Ciltli Kitap

Gösterişten uzak ve başlıksız, mat gece mavisi… Düz renk, el ile dikilmiş, sırtına iki adet yaldızlı harf işlenmiş: R.C. Anlamını kimse bilmiyor. Üst raflardan birinde ikamet ediyor. Tek günahı umudu! Nasıl olduysa, Novalis ile Voltaire arasında sıkışıp kalmış. Gündüze mi geceye mi özlem duyacağını şaşırmış. Zaten yetmiyor aydınlatmaya karşıdaki masa lambasının soluk beyaz ışığı. Menzili

11146181_863366950396752_891416600070262624_n

Onur Çalı: “Bir iktidar kurma aracı olarak kullanılıyorsa yazarlık unvanı, orada itirazım var!”

Fotoğraf: Nesrin Ermiş Bazı öykülerinizin gündemle göbekten bağı var. Hatta bu öyküler, gündemde kalması gereken ve insanların sırf insan oldukları için bile unutmamaları gereken olaylardan parçalar taşımakla kalmıyor, o olaylarla bütünleşebiliyor da. Gündemin, yazma sürecinizi zaman zaman doğrudan yönlendirdiğini söyleyebilir miyiz? Öyleyse bu durumdan rahatsız olduğunuz oluyor mu?   Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. İnsan,

backAnasayfa

Eski Bir Rüya Uğruna…

Pek çok hayranının kendisinden hem hiç beklemediği hem de çok beklediği bir hareketi gerçekleştirerek 2011 yılında uzun sayılabilecek bir mektubun ardından müziğe vedâ eden Teoman, hem bu kararıyla hem de bu kararın ardından yaptığı evlilik ve baba oluşuyla sık sık gündeme gelmişti. Müziğe vedâsının ardından geçen süre boyunca tekrar dönüp dönmeyeceği tartışılırken bir süre sonra

Payına Düşen

ben sahteliklerimle yüzleşme kahrında içimdeki aynayı kırdım her parçada çoğaldı ahım biri sana olsun

Paralellium

      Mahir’in kafasını ‘iş bul,’ diye dürten bir sürü insan vardı, bu seferkinin en mühim özelliği babası olmasıydı. Berber usturayı biledikten sonra babasının terli kafasını bir havluyla silip, köpükledi. “Kaç para veriyorlar?” Babil’in kaygan basamaklarına nazire yapan kalın gıdığın üzerindeki yamuk kafa öne doğru eğildi. “Ancak ilana cevap verebildim. Yarın görüşmeye gideceğim.”  

nahit_hanım_510

Bir Âşığın Portresi Olarak Orhan Veli

Edebiyatımızda insanın kendi yol öyküsünü, bireyin içsel macerasını anlatabilme yeteneğinin I. Yeni olarak adlandırdığımız Garipçiler ve Orhan Veli şiiriyle başladığını söylemek çok da abartılı bir tespit sayılamaz. Orhan Veli’nin “Küçük İnsan”ı anlama ve yorumlama, o küçük insanı aslında kendinde var olan bir sıradan, olağan süre gidiş olarak görme macerasında kattettiği şiirsel evrim bu açıdan edebiyat dünyamız

Giz

‘‘Hayatın tüm sırlarına eriştiğinde ölümü arzularsın; çünkü o da hayatın sırlarından biridir.’’ ‘‘Kim demiş?’’ ‘‘Adamın biri işte…’’ Balkonda oturmuş şarap içiyorlardı. Şişedekini plastik bardaklara döküyorlardı. Baharın sıcağı enselerine bir tutam bırakıp kaçıyor, onlar da nedensizce kaşınan enselerini okşayıp duruyorlardı. H. bir süre sessizce dışarıyı izledi. Gürültü, gürültü, yalnızca gürültü… M. dışarıyı dinledi. İnsanlar, yürüyorlar… Buraya

image2

Küskün Müzikal: Küstüğüm, Acım Değil

Şehir Tiyatroları sahnesinde İstanbul Efendisi ve Şark Dişçisi’ni izlemiş olanlar müzikal dendiğinde neden akla ilk gelen ismin Engin Alkan olduğunu çeşitli birçok sebeple açıklayabilirler. İki saati aşkın süre boyunca müzik ve sözün, kostüm ve dekorun birbirine katkı sunduğu bu şölenlerde seyirci tempo tuttuğu şarkıların sözlerinin, ritminin ve müziğe eşlik eden dans figürlerinin incelikle sahnelere yerleştirildiğini

Yukarı