YENİ YAZILAR

12666374_1304327632926865_246127223_n

B. H. (16)

Çıplak yattı, omzu çürük, kolları Pink Floyd’un hangi şarkısıydı Cigaralık ucunda söyledi, şimdi unuttu Ama o zaman o sözler Yarına çıkan tek umuttu   Çıplak yattı odasında, kilim sıcacıktı Sessizce ağladı, başı fena dumanlı Kirpiklerinden kaç yaş aktı, saymadı. Biradan aldı başını, parmakları kanlı Boğumları hayalî gitarı çaldıkça ağrıdı   Çıplak yattı, göğsünde ilk kavgasının

cat_and_the_moon_by_tgj65-d5shtpv

Etkilenme Endişesiz Şiir Etiği

    (Kanon karşıtı bir deneme / Okuma notları )                   “Gerçek şiir tarihi, şairlerin başka şairler yüzünden nasıl ıstırap çektiklerinin hikâyesidir.”     Nietzsche A. Mücahit Bülbül’e   Antolojileri sevmedim… İnandım ki, has şairlere (yıldız kopartanlara, dizeleriyle şimşekler çaktıranlara, yepyeni söz öbekleriyle bambaşka dünyaların mümkün olduğunu ispatlamaya girişenlere) yollarını şaşırtmayı amaç edinen cadı

ZORUNLU AÇIKLAMA

Merhaba, Bugüne kadar canla başla 15 sayı çıkardığımız YMdergi’nin matbu faaliyetlerine son verdiğimizi üzülerek açıklıyoruz. Kuruluş ilkelerinden biri şeffaflık olan dergimizin yaşadığı zorlukları siz okurlarımız da en az bizim kadar biliyorsunuz. Tekrar tekrar aynı şeylerden bahsetmenin kimseye bir faydası yok. Dergiyi ilk olarak çıkardığımız Mart 2013 tarihinde piyasada büyük reklam destekli dergilerin yanında yalnızca genç

12822037_10153489349472106_46202835_n

Merhumeyi Nasıl Bilirdiniz

Bundan üç, dört ay önce birkaç güzel haber almıştım. Barış Bıçakçı, Sinan Sülün ve Murat Uyurkulak’ın yeni romanları çıkacakmış. Hepsinin yeri bende ayrıdır, hepsinin benim için özel bir eseri mutlaka vardır. Ben daha çok Murat Uyurkulak’ın romanını merak ediyordum. Tol, Har ve Bazuka’dan sonra çok nadir yazılarına rastlar olmuştum, OT Dergi’de Murat Uyurkulak görünce seviniyordum.

erinç büyükaşık

Kemirgen

Usulca ilişti yanıma. Yüzünde o eğreti gülümseme. Günün nasıl geçti meramında bir iki sözü sıraladı omzuma dokunup. “Ruhumu tüketiyorsun. İçime girdiğinden beri kemiriyorsun beni. Nereden çıktı şu iç sesim dedirttin ne zamandır. Hayatı olumsuzluklarla yorumlamayı bıraktığımı sandığım her an peşimdesin. Ah şu kuşku yükü! Yine kuşattın dört bir yanımı. Nefes alamıyorum, anlamıyor musun? Sensizliğe ihtiyacım

rsm0_24122013123919_1387881559

Mükemmeliyetçiliğin Getirdiği Yıkım: Siyah Kuğu

    Mükemmelciler için ya hep ya hiç vardır der David Burns.  Bilişsel ve davranışçı terapileri inceleyerek yeni bir duygudurum tedavisi sunduğu İyi Hissetmek adlı kitabında, mükemmeliyetçi olarak adlandırılan kişilerin nasıl davranış ve düşünce kalıpları taşıdıklarını örneklerle açıklar. Üzerinde çaba sarf edilen bir işin istenildiği gibi sonuçlanmaması durumunda kişi kendisini bir hiç olarak görür ve

vedadua

Veda Duâları / VII. Duâ

I. duâ II. duâ III. duâ IV. duâ V. duâ VI. duâ Eve, şarkıya, kalbime… Nereye dönemiyorsam orada duruyorum. İşte tam burada, bir su deverânında. Senin bakmadığın neresi varsa orayı yurt ediniyorum. Bu da benim bakışlarımda zemheri esen oyuklar yaratıyor. O oyuklarda tarazlanmasını seyrediyorum saçlarımın ve gülüyorum kuyular boyu zulmette. Bu çok fazla. Geceleri rüzgârın

Jpeg

Onur Orhan: “Çözümsüzlük bir kuşağa yıkılamayacak kadar büyük, insanın iktidar kavramıyla olan ilişkisinde yatan bir problem. “

Yalnızlık Ölümden Çok adlı romanın ve Sadece Diktatör adlı tiyatro oyununun yazarı Onur Orhan ile edebiyattan, tiyatrodan, sosyal medyadan, felsefe ve gündemden konuştuk. Onur Orhan’ı, Onur Orhan’dan dinleyerek başlayalım mı? En zor soru bu olabilir. Ben de tanımaya çalışıyorum kendisini. Bir roman yazmış, birkaç romanı kafasında bitirmiş, onların hazırlığını yapan, yeni bir tiyatro oyunu yazmış,

12755365_1155175674522826_208461652_o

Bireyselliğin Yavru Kedi Hâli

Patrick McCabe ve Neil Jordan’ın senaryosunu oluşturduğu 2005 yapımı “Breakfast on Pluto” filminin yönetmeni, Neil Jordan. Başrolünü Cillian Murphy’nin üstlendiği epizodik film ilk başta ismi ile dikkat çekiyor: “Breakfast on Pluto.” 70’lerde başlayan  filmin arka planında, trans kadın “Patrick Kitten”ın aşka, yaşamaya, cinsel kimliğine, aileye, siyasete, gerçeğe, gerçek olmaya, yaşayabilmeye, savaşa, dostluğa bakışı; eğlenceli ve yer

Yolun Açık Olsun Tayyar Abi

Tayyar alelade bir adamdı. Varoş bir mahallede beş katlı eski bir apartmanın ikinci katında ikamet eder, tek başına yaşardı. Kırklı yaşlarına gelmiş birçok yalnız erkek gibi çay ve sigara müptelasıydı. Evet, alelade bir adamdı ancak akranlarından birazcık farklı yaşardı, sözgelimi bir buçuk yıldır evinden hiç çıkmamıştı. Dairesinde yapayalnızdı Tayyar. Bir Fikret vardı işte; Kapıcı Fikret…

12755230_10153452842087106_416193337_o

Deklarasyon

Bütün o ihtişamlı yaşantısından sonra bir gece yarısı hiç gitmediği bir şehrin, hiç bilmediği bir binasındaki odasında açtı gözlerini. Saat kaçtı, ne kadar süre uyumuştu bilmiyor, oraya getirilişinin üzerinden aylar geçmiş olma ihtimalini bile düşünüyordu. İki sürücüsü olan, iki atlı, kapalı bir fayton, iki de muhafız eşliğinde güvenle getirilmişti. Yolda ilerlerken başına gelebilecek her türlü

YM Kitap

12822037_10153489349472106_46202835_n

Merhumeyi Nasıl Bilirdiniz

Bundan üç, dört ay önce birkaç güzel haber almıştım. Barış Bıçakçı, Sinan Sülün ve Murat Uyurkulak’ın yeni romanları çıkacakmış. Hepsinin yeri bende ayrıdır, hepsinin benim için özel bir eseri mutlaka vardır. Ben daha çok Murat Uyurkulak’ın romanını merak ediyordum. Tol, Har ve Bazuka’dan sonra çok nadir yazılarına rastlar olmuştum, OT Dergi’de Murat Uyurkulak görünce seviniyordum.

”Bir Mucize Gibi Bakabileyim Diye Hayata Gözlerini Bende Bıraktın”

“Bedo, bu haftaki kitap tavsiyesini sen yapar mısın?” diye bir mesaj geliyor Devran’dan. “Elbette.” diye yanıtlıyorum onu. Günlerden pazartesi ve masamın üstündeki envaiçeşit dosyanın arasında “Acaba neyi tavsiye etsem?” diye düşünüyorum. İcra dosyaları, suç duyuruları, iş dosyaları herhangi bir fikir vermiyor bana. O’na soruyorum hemen, birkaç kitap sıralıyor. Önerdiği kitaplar aklıma yatıyor ama şımarmasın diye

Burjuvaziye Grotesk Bakış: Kral Übü

Absürd tiyatronun öncüsü, kara güldürünün ustası sayılan Alfred Jarry’nin avangard eseri Kral Übü maalesef günümüzde bile geçerliliğini kaybetmemiş bir konuyu ele alıyor: “İnsanlığın başına geçmiş olan burjuvazinin evrensel budalalığını, akıl almaz açgözlülüğünü, korkunç zorbalığını ve canavarlığını…” Ancak Kral Übü bir yana (zamanla yarattığı karakterle bütünleşecek ve Übüleşecek olan) eserin yazarı Alfred Jarry’e değinmek lazımdır her

“Bedenen ya da ruhen, kimse savaştan sağ çıkamaz”

“Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı başlattığı gibi.” Stefan Zweig 1933 yılında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi, Almanya’da oyların %43,9’unu almıştı. Tek başına iktidara gelen Hitler, iktidarının ikinci ayı itibariyle, üniversitelerde, tiyatrolarda ve kütüphanelerde büyük bir “temizlik” operasyonuna başlamıştı. Almanya’nın Berlin, Münih, Frankfurt gibi büyük kentlerinde şehir meydanlarına kamyonlarla binlerce kitap taşındı. Kütüphaneler, üniversiteler zararlı kitaplardan

Bu İşler Tam Da Satranç Gibidir

Polisiye edebiyatımızdaki son dönem gelişmeler üzerine düşününce ve Ocak 2016 başlarında yayın hayatına başlayacak Türkiye’nin ilk polisiye dergisi 221B’nin heyecanıyla sizlere polisiye bir romandan bahsetmek istedim. Polisiye romanlarından çokça söz ettiren Ahmet Ümit veya Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi ile adını duyurup zirveye çıkan Emrah Serbes’ten bahsetmeyeceğim. Her ne kadar polisiye türü “edebiyat mıdır?” tartışmalarının

“Sevgilim İstanbul”: Acının, Hayalin, İnsanın Kenti

Boğaza bakan balkonda içilen rakıya eşlik eden bir İstanbul var. Yakınında olmadan da vapur düdüklerinin seslerinin duyulduğu, oltası sallansın diye bekleyen balıkçının yüz çizgilerinin görüldüğü bir İstanbul. Milyonların bastığı yerin altında acılar biriktiren bir İstanbul da var. Yakınında olduğunda bile insanın duymadığı çığlıkların, baktığında feryadını görmediği yüzlerin İstanbul’u. Burhan Sönmez’in üçüncü romanı İstanbul İstanbul, tek

Yukarı