YENİ YAZILAR

la-verguenza_5

Hassas Noktalar 6

İsveçli yönetmen Ingmar Bergman’a “Gidişat kötü. Dünya nasıl kurtarılacak?” diye bir soru gelir ve Bergman biraz düşündükten sonra cevap verir: “Utanç… Dünyayı bir tek utanç kurtarabilir.” Aşk üzerine konuşmak hoşuma giden bir durum değil fakat şunu söylemeliyim: Aşk, arzunun önüne geçen ve onu engelleyen bir durum, bir olgu. Mutlu etme ve mutlu olma arzusunu bastıran bir duygunun

pp

Hastanın Özeti 14

Hastanın Şarkısı: Miço Kendeş – Blow In The Wind  Hastanın Sözü: “En önemlisi umutsuzluğa düşmemek. Dünyanın sonu geldi diye haykıranlara fazla kulak asmayalım. Uygarlıklar o kadar da kolay ölmez, bu dünya yıkılacaksa da başka dünyalardan sonra yıkılacaktır. Çok doğru, trajik bir çağda yaşıyoruz. Ama pek çok insan trajikle umutsuzluğu birbirine karıştırıyor.” (Albert Camus) * Öykü için

Çocuk Edebiyatı Vardır

Varlık Dergisi 1995 yılının Kasım sayısında Hüseyin Yurttaş, “Çocuk ve Kitap” adlı yazısına ‘Çocuk edebiyatı var mıdır?’ sorusuyla başlıyor. Türk ve Dünya edebiyatından birçok örneklendirme yaptığı analizinde Yurttaş’ın temel argümanı çocuklar için ayrı bir edebiyatın olması gerektiği. Klasiklerin çocuklar için sadeleştirilmiş olanlarının daha çok ilgi çektiğinden yola çıkılarak tıpkı çocuk dizileri, çocuk oyunları, çocuk filmleri

Gece Hapları 1. Sezon 6. Bölüm

  I. Yahuda, “kimi öpersem İsa O’dur. O’nu tutuklayın, alıp götürün” deyip muhafızlara, yanaşmıştı İsa’nın tenine. Öptü O’nu ve İsa şöyle dedi; “sen insanoğluna öpücükle mi ihanet edersin?” II. Öptüğüm ağızlar. Öptüğüm ağızların daha evvel öptüğü ağızlar. Öptüğüm ağızların o ana dek sarfettiği cümleler, yediği topraklar, tükürdüğü taşlar. Öptüğüm ağızların o ana dek karşısında sustuğu

fft16_mf130492

Fosforlu Cevriye’nin Gölgesi

“Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını; Bir kere eğemedim bu kadının başını. Kaç kere sürükledi gururumu ölüme Fırtınalar yaratan benim coşkun gönlüme.” Bir kadın bir şiirle anlatılır mı? bir erkek bir şiirle kendini anlatabilir mi? Dizeler Nâzım Hikmet’in Suat Derviş’e yazdığı “Gölgesi” şiirinden. Suat Derviş, Türk edebiyatında sadece ilkleriyle değil, eylemleriyle, duruşuyla hayranlık uyandıran bir kadın…

530524_243148489140483_1934942629_n

Şiddetli Şiirsizlik

kulağımda İsrafil çıktı şimdi sizi duyamam duyamam beyinlerinizin kaldırımda dağılırken çıkardığı o esrarengiz sesi ama o çekice kafa tutmayacaktınız mirim tutmayacaktınız o çanakları eskiden beri üstünüzde gidip gelirken aşağılanmışlık penisi. ah o akım o voltaj o kırılan dişler kırılan düşler gibidir! kırklık ampüller yansın ve cabasıdır artık irin ve ilik ve çatırdayan kemikler ama o

10514772_779936815370748_177529388_n

Kuzu: İkinci Bölüm

2   “Büyük iyilikler ve büyük kötülükler, büyük ruhlardan gelir.’’ Platon   Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında Işıl ışıl yanan parlak yalaza, William Blake   Şubatın ortaları; toprağı tek bir açıklık bile bırakmadan örten kar, adeta yeryüzüne çöreklenmiş kümülüs bulutlarını andırıyor. Macit Pala ki soyadı gibi koyu, pala bıyıkları var; karın üzerinde gördüğü pati izleri normalden

“Kadın olma” hâlleri: Yorgun Anılar Zamanı

Edebiyatımızın en bereketli teması “kadın” olsa gerek. Tanzimat’tan günümüze kadar kendine hem toplumsal yaşamda hem edebiyat dünyasında ancak yer bulabilen “kadın”, bugün de pek çok metne kaynaklık etmekte. Kimi bunu tarihsel açıdan ele alırken kimi ahlaki değerler ölçüsünde ona bir rol biçmekte, kimi kadının varoluşunu –ve çoğunlukla var olamayışını- anlatırken kimi onu bir birey olarak

Zafer’den Ahu’ya…

Öncesi için. * Ahu… Masa lambasının loş, sarı ışığı vuruyor tenine. Ne güzelsin Ahu, ne güzel uyuyorsun. Seni anlatırken bir keresinde seni resmedeceğimi söylemiştim. Yanılmışım Ahu, ruhuna erişmeden resmetmek imkansız. Modigliani’ye katılıyorum. Modigliani, çizdiği resimlerin gözlerini boş bırakırmış Ahu. Çünkü “Ruhunu görebildiğimde, gözlerini de çizeceğim” dermiş. En acısı da bu aslında: Senin ruhunu hiçbir zaman

Çizer Ekibi

#freepalestine

  … insanlık demek isterken fark ettim ki bir sürü kelime kıyafetsiz, bir sürü sözcük utanç içinde. #freepalestine  

Ada

  sonra, söylemek istediklerimizi toplayıp, bir görünmez cisim gibi suyun içine gömdük birlikte gülüyorduk biz, ama kan ağlıyordu duyuyorduk toprak parçasının diğer tarafını yerde yatan biri, ekmek isteyen biri, senin peynir verdiğin çocuklar, bizi birbirimize benzeten biri, hepsi biliyordu olanları, biz gülüyorduk şarkılar mırıldanarak gördüğümüz ortak bir rüyayı hatırlıyorduk ama kan ağlıyordu işte toprak parçası

#freepalestine

  … insanlık demek isterken fark ettim ki bir sürü kelime kıyafetsiz, bir sürü sözcük utanç içinde. #freepalestine  

yalnızlar

Facebook

 Zaman öldürme biçimleri.

10012559_10152491384728488_137605780_n

Firik Dede

FİRİK DEDE1980 askeri darbe günlerinde; ovacık’ta abisinin gözleri önünde ağaca bağlanıp, işkence yapılarak kulaksız yüzbaşı tarafından diri diri yakılan behzat fırik’in de babasıdır.. o günden beri, oğlunun acısıyla yas tutan frik dede, sakallarını bir daha kesmedi, acısı da gözyaşları da hiç dinmedi ve bir daha hiç konuşmadı..… “ tam da dört dağ içinde terk edilmiş

Fotoğraf Ekibi

Yukarı